Hakkımda Hizmetler Makaleler Dilekçeler Emsal Kararlar Hesaplama Araçları Haberler Bölgeler İletişim
← Tüm Makaleler
Ceza Hukuku

Banka Hesabı Kullandırma Suçu: 5549 Sayılı Kanun Madde 15 Kapsamında Hukuki Bir Değerlendirme

· · 4 dk okuma

Uygulamada giderek daha sık karşılaşılan banka hesabı kullandırma eyleminin hukuki niteliği, suçun unsurları, zincirleme suç tartışması ve haksızlık yanılgısı kurumunun uygulanabilirliği üzerine kapsamlı bir değerlendirme.
Hakkınızda soruşturma başlatıldıysa veya ifadeye çağrıldıysanız, ifade vermeden önce bir avukattan hukuki destek almanız önerilir. Bilgi ve randevu için: 0545 959 48 45 · WhatsApp
İçindekiler
  1. 5549 Sayılı Kanun Madde 15 Kapsamında Suçun Unsurları
  2. Zincirleme Suç Tartışması
  3. Kast ve Haksızlık Yanılgısı
  4. Emsal Mahkeme Kararları

Günümüzde organize suç örgütleri, suç gelirlerini aklamak ve para izini karartmak amacıyla üçüncü kişilerin banka hesaplarını araç olarak kullanmaktadır. Bu kişiler, çoğunlukla asıl suç failleriyle doğrudan bir bağlantısı bulunmayan ve çeşitli vaatler ya da maddi menfaat karşılığında hesaplarını kullandıran bireylerdir.

Banka hesabı kullandırma süreci belirli aşamalardan oluşmaktadır. İlk aşamada suç örgütleri, hedef kişilere toplu e-postalar, sahte iş ilanları, sosyal medya reklamları veya yüz yüze temas yoluyla ulaşmaktadır. İkinci aşamada hedef kişilerden banka kartı ve şifre bilgileri alınmakta; suça konu para hesaba aktarıldıktan sonra ATM aracılığıyla çekilmekte ya da başka hesaplara aktarılmaktadır. Bankaların günlük para çekme limitleri nedeniyle tek bir suç eylemi için zaman zaman onlarca kişinin hesabı kullanılmaktadır. Tüm bu yöntemlerin ortak amacı, fail ile mağdur arasına katmanlar ekleyerek paranın takibini güçleştirmektir.

Bu bağlamda kripto para borsalarının yasal düzenlemelere tabi kılınması ve kullanıcı kimlik bilgilerinin zorunlu olarak doğrulanması gibi tedbirler, söz konusu mecraların suç aracına dönüşmesini engellemek amacıyla hayata geçirilmektedir.

Banka hesabını kullandıran kişilere yönelik toplumsal algı, bu kişilerin kötü niyetli olmadığı ve içinde bulundukları suç mekanizmasının farkında olmadığı yönündedir. Nitekim EUROPOL başta olmak üzere Avrupa'daki pek çok kamu otoritesi, bu kişileri klasik anlamda suçlu olarak değil, suç örgütlerinin mağduru olarak ele almakta ve kamuoyunu bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar yürütmektedir. Öte yandan, hesabını kullandıran kişilerin büyük çoğunluğunun yaptığı eylemin suç niteliği taşıdığının farkında olduğunu savunan karşı görüşler de mevcuttur.

5549 Sayılı Kanun Madde 15 Kapsamında Suçun Unsurları

5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 15. maddesi, yükümlü kuruluşlar nezdinde gerçekleştirilen ve kimlik tespitini gerektiren işlemlerde kendi adına hareket eden ancak başkası hesabına işlem yapan kişinin bunu önceden yazılı olarak bildirmemesini suç olarak tanımlamaktadır. Suçun oluşması için bu bildirimin yapılmamış olması yeterli olup yükümlü kuruluşun bunu sormak gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ayrıca hesabın suç amacıyla kullanıldığının ya da işlemin herhangi bir menfaat karşılığında yapıldığının ispatlanması gerekmemektedir; bu durum söz konusu düzenlemeyi oldukça geniş kapsamlı kılmaktadır.

Zincirleme Suç Tartışması

Uygulamada en tartışmalı meselelerden biri, birden fazla bildirimsiz para transferinin ayrı suçlar mı yoksa tek bir suç mu oluşturacağıdır.

Birinci görüşe göre her bildirim yükümlülüğü ihlali bağımsız bir suç teşkil etmekte ve belli bir dönemde gerçekleştirilen birden fazla para transferi için TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Bu görüş bazı istinaf kararlarında da karşılık bulmuştur.

Baskın ikinci görüşe göre ise yenilenen bir kast bulunmadığı sürece, iddianame düzenlenmesiyle oluşan hukuki kesintiye kadar gerçekleştirilen tüm para transferleri tek bir fiil sayılmalı ve zincirleme suç hükümleri uygulanmamalıdır. Yargı uygulamasına hâkim olan bu görüş çerçevesinde aynı dönemde yapılan çok sayıda transfer için sanıklar tek suçtan mahkûm edilmektedir.

Bize göre ikinci görüş için sağlam bir hukuki dayanak bulunmamaktadır. Tek bir transferle dahi bu suçun işlenebileceği göz önüne alındığında, belli bir dönemdeki transferlerin tek eylem sayılması hukuki açıdan isabetsizdir. Bu tür durumlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Kast ve Haksızlık Yanılgısı

Bu suç yalnızca kasten işlenebilir; olası kast suçun oluşumu için yeterlidir. Bununla birlikte her somut olayda TCK'nın 30/4. maddesi kapsamındaki haksızlık yanılgısı kurumunun uygulanabilirliği mutlaka tartışılmalıdır.

Haksızlık yanılgısında kişi fiilin maddi unsurlarını tam olarak bilmektedir; ancak bu eylemi yasaklayan hukuk kuralının varlığından kaçınılmaz biçimde habersizdir. Kişinin yaşı, eğitim düzeyi, sosyal çevresi ve kültürel birikimi, yanılgının kaçınılmaz olup olmadığının belirlenmesinde belirleyici ölçütlerdir.

5549 sayılı Kanun'un 15. maddesi, toplumsal hayatta son derece yaygın bir eylemi suç olarak düzenlemektedir; ne var ki bu normun toplumda bilinirliği oldukça düşüktür. Ticari ya da kişisel amaçlarla başkası adına işlem yapmak gündelik hayatta sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle, özellikle yabancı uyruklu kişiler başta olmak üzere eğitim düzeyi ve kültürel altyapısı söz konusu normun haksızlığını kavramaya yeterli olmayan bireyler açısından TCK m. 30/4'ün uygulanması gerektiği kanaatindeyiz.

Örneğin Türkiye'de çalışmak amacıyla gelen genç ve eğitimsiz bir yabancı uyruklu kişinin, işvereni tarafından hesabını kullandırmanın meşru ve olağan bir işlem olduğuna inandırılması halinde haksızlık yanılgısı hükümlerinin devreye girmesi ve işverenin dolaylı fail sıfatıyla cezalandırılması gerekmektedir.

Ancak uygulamada bu kurumun neredeyse hiç tartışılmadığı dikkat çekmektedir. Zaman zaman haksızlık yanılgısı kapsamında ele alınması gereken hususlar kast yokluğu gerekçesiyle değerlendirilmekte; bu temelde verilen beraat kararları ise üst mahkemelerce mahkûmiyete çevrilmektedir. Savunma stratejisi açısından bu ayrımın doğru kurgulanması, davanın seyri bakımından kritik önem taşımaktadır.

Emsal Mahkeme Kararları

Aşağıdaki emsal kararlar, büromuzda yürütülen davalar kapsamında titizlikle derlenmektedir. Bizimle çalışan müvekkillerimizin dosyalarına bu kararların tamamı eklenmekte; siz değerli müvekkil adaylarımız için ise konuya ilişkin temel emsal kararları aşağıda paylaşıyoruz.

Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine dair: Bursa BAM 5. CD, 25/04/2022, E.2022/1060, K.2022/1401: Sanığın aynı yıl içinde birden fazla eylemde bulunması nedeniyle TCK'nın 43. maddesinin uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur. Gaziantep BAM 13. CD, 22/09/2022, E.2021/1058, K.2022/2686: Benzer suç vasfına yönelik eylemlerde zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

Zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine dair: İstanbul BAM 14. CD, 22/02/2024, E.2023/1949, K.2024/342: Aynı kasıtla gerçekleşen ve zamana yayılan fiillerin, yenilenen kast bulunmadığı sürece hukuki kesintiye kadar tek suç oluşturduğuna hükmedilmiştir. Adana BAM 11. CD, 19/06/2023, E.2023/371, K.2023/1067: Suçun maddi unsurunun zaten birden fazla işlem yapmayı gerektirdiği gerekçesiyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması bozma nedeni sayılmıştır. Aynı yönde; Konya BAM 5. CD, 05/06/2023, E.2023/1033, K.2023/1337; İzmir BAM 24. CD, 20/06/2023, E.2023/1032, K.2023/1045.

Kastın varlığına ilişkin: İzmir BAM 16. CD, 14/09/2022, E.2022/752, K.2022/1668: Sanığın bildirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle suçun unsurlarının oluştuğu, kast yokluğu gerekçesiyle verilen beraat kararının yerinde olmadığına hükmedilmiştir. İstanbul BAM 16. CD, 18/05/2023, E.2023/1334, K.2023/1318: Suçun unsurunun bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi olduğu gözetilmeksizin suç kastının bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararı bozulmuştur.

Büromuzla çalışan müvekkillerimizin dosyalarına emsal mahkeme kararlarının tamamını biz ekliyoruz. Siz değerli müvekkil adaylarımız için ise bu konuya ilişkin temel emsal kararları yukarıda paylaşılmıştır.

Kaynakça ve mevzuat

Mevzuat metinleri mevzuat.gov.tr üzerinden güncel hâliyle incelenebilir. Bu yazı en son 19 Mart 2026 tarihinde yürürlükteki mevzuata göre gözden geçirilmiştir. Kanun değişiklikleri ve yargı kararları sonucu etkileyebileceğinden, somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Paylaş: WhatsApp · Bağlantıyı kopyala

İlgili Makaleler

Beylikdüzü ceza avukatı: gözaltı, ifade, tutuklama TCK 158 hukuki destek: ceza, 158/4 indirimi, emsal kararlar 5549 Sayılı Kanun 15. Madde: Başkası Hesabına İşlem Yapmanın Cezası (2026) Hesap Kullandırma İfadesinde Ne Sorulur? Papara, Banka Hesabı ve Bahis Dosyalarında İfade (2026) Banka Hesabı Kullandırma Suçunda Beraat Nasıl Sağlanır? Yargıtay Kararları Işığında Savunma Stratejisi Elektroşok Cihazı ve Biber Gazı Taşımak Suç mu? 6136 Sayılı Kanun ve Kullanılırsa Doğacak Sonuçlar (2026) Sosyal Medyada Hakaret Suçu 2026: WhatsApp, Instagram ve X'te Hukuki Riskler
Av. Levent Mutlu

Yazar: Av. Levent Mutlu

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat. Ceza hukuku, bilişim suçları, aile hukuku, iş hukuku ve icra hukuku alanlarında Beylikdüzü'ndeki bürosunda avukatlık hizmeti vermektedir.

Yayın: 19 Mart 2026 · Son gözden geçirme: 19 Mart 2026 · Hakkında →

Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz?

📞 Randevu Alın 💬 WhatsApp

Bu makaleyle ilgili sorunuz mu var?

Sorunuzu bırakın, avukatlarımız en kısa sürede yanıtlasın. Size en kısa sürede dönüş yapalım.

Formda paylaştığınız bilgiler KVKK Aydınlatma Metni kapsamında, yalnızca size dönüş yapılması amacıyla işlenir. Lütfen T.C. kimlik veya dosya numarası yazmayınız.

✓ Sorunuz alındı! En kısa sürede sizi arayacağız.
💬 Hukuki soru sor!
⚖
Hukuki Asistan
Av. Levent Mutlu Hukuk Bürosu
👋 Merhaba! Hukuki sorununuzu buraya yazın, size genel bilgi verelim.