Anayasa Mahkemesi, TMK 175'te yer alan ve yoksulluk nafakasının süresiz olarak istenebilmesine imkân veren "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. İptal, gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girecek.
Anayasa Mahkemesi, ceza soruşturması kapsamında şirketlere kayyım atanmasını ve bu tedbirin uzun sürmesini incelediği başvuruda, tedbirin somut delillere dayandığını ve keyfî olmadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verdi.
Yurt dışındaki kişilerin talebiyle hesabına gelen parayı komisyon karşılığında ileri gönderen öğrencinin, suç kastıyla hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığından beraat etmesi gerektiği belirtilerek kesinleşmiş mahkûmiyet kanun yararına bozuldu.
Tanıdığının talebiyle banka hesabını kullandıran, hesaba gelen dolandırıcılık paralarından pay almayan sanık hakkında, suça iştirak kastını gösteren kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından mahkûmiyet hükmü bozuldu.
Anapara korumalı altın fonundan erken çıkışta yalnızca %1 komisyon kesileceğini söyleyen, ancak müşteriden çok daha yüksek kesinti yapan banka, eksik bilgilendirme nedeniyle doğan zarardan sorumlu tutuldu.
AİHM Büyük Dairesi, başvurucunun büyük ölçüde ByLock kullanımına dayanılarak silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkûm edilmesinde Sözleşme'nin 7, 6/1 ve 11. maddelerinin ihlal edildiğine karar verdi.
Sanığın katılana "yalancı" demesi, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte olmadığı için hakaret suçunu oluşturmadı; ağır eleştiri niteliğinde kabul edildi.
İddianamede sahte kredi kartı üretme (TCK 245/2) suçu anlatılmışken sanığın sahte kartı kullanma (TCK 245/3) suçundan mahkûm edilmesi, davaya konu edilmeyen fiilden hüküm kurulması anlamına geldiği için bozuldu.
Tehdit ve hakarete maruz kalan kişinin, başka türlü delil elde etme imkânı yokken sanıklarla yaptığı telefon görüşmelerini kaydetmesi hukuka uygun kabul edildi; bu kayıtları değerlendirmeden verilen beraat kararı bozuldu.
Boşanmada ağır kusurlu bulunan kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı bulundu; TMK 175'teki "kusuru daha ağır olmamak" şartı vurgulandı.
Hâkim kararı veya savcılık emri olmadan, sanığın sözde rızasıyla iş yerinde yapılan arama sonucu ele geçirilen eşya yasak delil sayıldı; bu delile dayanan mahkûmiyet mümkün görülmedi.
Zorunlu müdafiliğin bulunduğu bir davada, müdafinin sunduğu mesleki mazeret dilekçesi hakkında karar verilmeden ve müdafi hazır bulunmadan hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması sayıldı.
Müşterinin kredi kartından izinsiz yapılan işlem nedeniyle açılan davada Yargıtay, bankaların güven kurumu olarak objektif özen yükümlülüğü taşıdığını ve hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğunu vurguladı.
Servis ve yol yardımı kaldırılan işçinin, değişiklikten sonra 8 ay çalışmaya devam etmesi değişikliği zımnen kabul ettiği anlamına gelmedi; işçinin haklı feshi kabul edilerek kıdem tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtildi.
Ölen kişinin kimliğini kullanarak yıllarca ölüm aylığı çeken sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılıktan mahkûmiyet kurulurken, adli para cezasının suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az belirlenemeyeceği hatırlatıldı.
Çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davasında, idrak çağındaki çocuğun görüşü alınmadan ve uzman (psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı) raporu alınmadan karar verilemeyeceği belirtildi.
Alacaklı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde haciz talep etmişse, bu süre içinde borçlunun malları haczedilememiş olsa bile haciz isteme hakkı düşmez.
İnternetten bulduğu bir üniversite diploması şablonunu kendi bilgileriyle doldurarak işe giren ve yıllarca maaş alan sanığın eyleminin kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık oluşturup oluşturmadığını değerlendirme yetkisinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu belirtildi.
Annesinin ölümünü bildirmeyip ona bağlı aylığı almaya devam eden sanık hakkında, paranın nasıl çekildiği araştırılmadan dolandırıcılıktan hüküm kurulması bozuldu; para kartla çekilmişse eylemin TCK 245 kapsamında değerlendirilmesi gerekebileceği belirtildi.
Prestij fon olarak pazarlanan serbest (hedge) fondan zarar eden yatırımcı lehine bankaya %70 kusur yükleyen karar, yatırımcının aynı fondan önceki işlemlerde elde ettiği kârın etkisi araştırılmadığı için bozuldu.
Dava sonunda tarifeye göre karşı tarafa yüklenen vekalet ücretinin avukata ait olduğu ve iş sahibinin (müvekkilin) borcu nedeniyle takas, mahsup veya haciz edilemeyeceği kabul edildi.
Ücreti eksik ödenen ve gerçek ücreti kayıtlarda gösterilmeyen işçinin, yazılı istifa dilekçesi vermeden "ayrılıyorum" diyerek işyerinden ayrılması haklı fesih kabul edildi; işverenin devamsızlık tutanakları sonuç doğurmadı.
Başkası adına Facebook hesabı açılıp özel fotoğrafların yüklendiği iddiasıyla kurulan mahkûmiyet; hesabı açan bilgisayarın IP bilgisi ve sanığın bilgisayarında inceleme yapılmadığı için bozuldu.
Başkasının Facebook hesabını ele geçirip hesap sahibi gibi davranarak arkadaşından para isteyen ve parayı ATM'den çeken sanık hakkında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılıktan kurulan mahkûmiyet onandı.
Bir pazarlama şirketinde çalışan ve şirket adını kullanarak dolandırıcılık yaptığı iddia edilen sanık, şirket yöneticisi veya şirket adına hareket eden kişi olmadığından TCK 158/1-h'deki nitelikli hal uygulanmadı.
Bu kararlar bilgilendirme amaçlıdır ve her dosyada aynı sonucu doğurmayabilir. Kendi dosyanızın değerlendirilmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.